Ahmet Ümit Beyoğlu Rapsodisi romanı konusu ve yorumu yazımda; Beyoğlu Rapsodisi romanı konusu, Beyoğlu Rapsodisi romanı karakterleri, Beyoğlu Rapsodisi romanı yorumu, Beyoğlu Rapsodisi romanı incelemesi ve Beyoğlu Rapsodisi romanı yayınlanma tarihi bilgilerine yer vereceğim.

Beyoğlu Rapsodisi Ahmet Ümit’in 12. romanı ve 2003 yılında yayınlanmıştır. Benim okuduğum ikinci Ahmet Ümit romanı olan Beyoğlu Rapsodisi hakkındaki fikirlerimden bahsedeceğim.

Ahmet Ümit Kimdir?

Beyoğlu Rapsodisi Romanı Konusu

Roman İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde yaşayan birbirinden farklı karakterlere sahip üç yakın arkadaşın hikayesini anlatıyor. Kitabın arka kapak bilgisinde roman şu şekilde anlatılmış;

“Üç arkadaşın öyküsü bu. Beyoğlunda büyümüş, Beyoğlunda yaşayan üç ayrı kişilik, üç ayrı kimlik, üç ayrı insan. Ölümsüzlük merakıyla başlayan ölümler. Her cinayetin ardında gizemli bir neden… Ve soruşturma boyunca adım adım, bina bina, sokak sokak Beyoğlu. O çoksesli, çokrenkli, çokdilli, çokkültürlü Beyoğlu. Günümüzün Babil Kulesi… İnsanın bencilliğini, acımasızlığını, öfkesini, çaresizliğini en iyi anlatan mekân… Soluk soluğa bir gerilim, benzersiz bir final…”

Kenan, Nihat ve Selim üç yakın arkadaş ve romandaki olaylar Kenan’ın ölümsüzlük merakı ile başlıyor. Kenan zengin, uçarı ve maceraperest bir karakter. Nihat maddi durumu kötü olan sıradan bir kişilik. Selim ise maddi durumu iyi işinde gücünde normal bir hayat yaşayan bir karakter. Bu üç farklı karaktere sahip arkadaş Kenan’ın ölümsüzlük merakı ile birlikte bir noktada buluşurlar. Kenan İstanbul’da işlenen cinayetleri konu alan bir sergi açmaya karar verir. Nihat ve Selim ise kendilerini bir anda Kenan’ın bu macerasının içerisinde bulur.

Beyoğlu Rapsodisi Romanı Yorumu ve İncelemesi

Beyoğlu Rapsodisi romanı oldukça sade bir anlatımı olan roman. Kitabın ilk bölümlerinde yoğun bir karakter analizi var. Bu karakter analizinin baştan yoğun bir şekilde verilmiş olması beni okurken bir miktar sıktı. Kitabın türü polisiye olunca haliyle bir olay olsun onu çözmeye çalışalım gibi bir istekle kitaba başlıyorsunuz. Bu isteğe yanıt bulamamak bir miktar kitapla aranıza mesafe koysa da Ahmet Ümit’in anlatım dilinin sadeliği sizin kitaptan kopmanıza izin vermiyor.

Karakter analizlerinin devamında Kenan’ın ölümsüzlük merakı ile başlayan İstanbul’da işlenen cinayetleri konu alan bir sergi açmak istemesi olayları başlatıyor. Maceraperest Kenan bu sergiye konu olan bir cinayeti çözmeye karar veriyor. Nihat ile Selim ise her nekadar Kenan’ı vazgeçirmeye çalışsalar da vazgeçmediği için yakın arkadaşlarının yanında olmaya karar veriyorlar. Cinayet çözüldüğünde ise şaşkınlığınızı gizleyemeyeceksiniz. Polisiye okumayı çok seven biri olarak benim aşırı etkilendiğim bir kitap oldu diyemesem de okumaktan zevk aldığım bir kitap oldu. Özellikle Ahmet Ümit’in Beyoğlu sokaklarını betimlemelerine bayıldım. Bence okunması gereken Ahmet Ümit kitapları arasında kesinlikle olmalı.


Ahmet Ümit Sis ve Gece Romanı Konusu, Yorumu ve İncelemesi