Dizi Yorumları

The Serpent Dizi Konusu, Yorumu ve İncelemesi

1 Ocak tarihinde BBC one tarafından ve ardından Netflix tarafından yayınlanan The Serpent dizisi yorumumu sizlerle paylaşacağım. İlke Kaleli’nin de dizinin kadrosunda yer alması nedeniyle yayınlanmadan öncesinde bir çok yerde haberlerini gördüğüm diziyi bu hafta izleme fırsatım oldu. 8 Bölümden oluşan dizinin IMDB puanı 7,2. Birleşik Krallık yapımı olan dizinin büyük bir kısmı Bangkok’ta çekildi.

The Serpent Dizisi Oyuncuları

Tahar Rahim – Charles Sobhraj
Jenna Coleman – Marie-Andrée Leclerc
Billy Howle – Herman Knippenberg
Ellie Bamber – Angela Knippenberg (later Angela Kane)
Amesh Edireweera – Ajay Chowdhury
Tim McInnerny – Paul Siemons
Chicha Amatayakul – Suda Romyen
Sahajak Boonthanakit – Major General Janthisan
İlker Kaleli – Vitali Hakim
Adam Rothenberg – Gilbert Redland
Mathilde Warnier – Nadine Gires
Supadej ‘Kenneth’ Wongwatanaphan – Yotin
Ellie de Lange – Helena Dekker
James Gerard a- Jules Dupont
Apasiri Kulthanan – Lawana
William Brand – Ambassador van Dongen
Chotika Sintuboonkul – Kannika

The Serpent Dizisi Konusu

The Serpent dizisi Charles Sobhraj adındaki seri katilin yaşamının bir kısmını ve yakalanma sürecini konu ediyor. Yılan ve Hippi Katili olarak anılan Charles Sobhraj  1970’li yıllarda Güneydoğu Asya’da gezmek için gelen turistleri kandırıp öldürerek pasaportları ve paraları ile farklı ülkelere ziyaret ediyor.

Kendisini değerli taş simsarı olarak tanıtan Charles Sobhraj yine başka bir yolculuk sırasında tanıştığı Marie ve suç ortağı ile birlikte bir düzine cinayet işledi ama yıllarca kimse ondan şüphelenmedi ama Hollandalı Diplomat Herman Knippenberg’ın uğraşları sonucu yakalanmaya çok yaklaştı.

The Serpent Dizisi Yorumu

The Serpent dizisi hakkındaki ilk yorumum çok gerilim dolu bir dizi olduğu. Diziyi izlemeye karar vermeden önce Charles Sobhraj’ın adını hiç duymamıştım. Bir seri katil dizisi olduğunu bilerek izlemeye başladım fakat ilk bölüm beni o kadar etkilememişti. İlk bölümün ardından gerçek karakterler ile dizideki oyuncuların benzerliklerini görünce dizi beni daha çok içine çekti. Özellikle Marie karakterinin donukluğu ve sürekli bir korku halinde olması yüz ifadesi diziyi bitirmeme rağmen hala gözlerimin önüne geliyor. Dizinin bir kaç bölüm sonrasında aklımda sürekli kanıt apartmanı ve oraya gelen insanların yüz ifadeleri canlandı. Dizi gerçeği yansıtma ve etkileme konusunda çok iyi.

Böyle bir olayın sadece dizi olmasını gerçekte yaşanmamış olmasını temenni ederdim ama gerçek olduğunu bilerek izlemek çok iç acıtıcı. Bir insan nasıl böyle bir şey yapabilir gerçekten aklım almıyor. Eğer gerçekler tamamiyle dizide anlatıldığı gibiyse aslında 20 insanın ölümünden sorumlu bir seri katil yalnızca Herman Knippenberg’ın ısrarları sonunda yakalanıyor ve yine serbest kalıyor. Ardından yine Herman Knippenberg’ın topladığı kanıtlar sayesinde hapse giriyor. Yakalanmama ve yakalandığında ise türlü numaralarla serbest kalma konusunda ustalaşmış olan Charles Sobhraj her ne kadar yakalansa da kendi adında yapılan dizi, film ve röportajlarla ciddi paralar kazanmış ve cinayetleri kabul etmemiş.

Toparlayacak olursam gerilim ve aşırı gerçeklik içeren dizileri severseniz güzel dizi. İzleyip etkilenmeyecek insan yoktur sanırım. Bir de tabi İlker Kaleli var. Onun için bile izlenir. Yani kısacası güzel dizi izlemenizi öneririm. Yok bu dizi bana biraz iç karartıcı geldi daha eğlenceli bir dizi arayışındayım diyorsanız Hanedan (Dynasty) dizi yorumuma bakmanızı öneririm.

 

 

 

 

 

Bunlar da hoşunuza gidebilir...